Yardımeli Derneği

Bu günlerin hesabını nasıl vereceğiz?

Bu günlerin hesabını nasıl vereceğiz?

Bu günlerin hesabını nasıl vereceğiz?

Bangladeş‘te Arakan’lı mültecilere yönelik yapılan insani yardım çalışmalarımız için bölgeye giden Yardımeli Derneği Genel Müdürü Bahri BULUT Türkiye’ye döndü.

Arakan’da yaşanan zulme ve insanlık dışı katliamlara birebir şahid olan Bulut; “Bölgede yaşananlar insanlık için yüzkarası, Müslüman ülkeler için de en hafifiyle utanç vesikasıdır. Bunun hesabını verebilecek miyiz bilemiyorum.” diyerek gözleri dolu açıklamalarda bulundu:

Bangladeş’ten biraz bahseder misiniz? Coğrafi konumu, nüfusu, geçim kaynakları, eğitim durumu vb.

Bangladeş 160 Milyon nüfusu ile, m2 başına düşen insan sayısının en yoğun olduğu ülkelerden biri. Halkının % 88'i Müslüman olan Bangladeş’in yaşam standardı ve gelir seviyesi çok düşük. Günde 1 dolar karşılığı çalışmak zorunda olan insanların memleketi.Ülkede devlet okullarında dini eğitim verilmiyor. Bu yüzden ülkenin farklı bölgelerine dağılmış çok sayıda özel statüde okul ve yetimhaneler bulunmakta.
 


 

Arakan’dan gelen mültecilerle görüşme imkanınız oldu.Neler anlatıyorlar Yapılan zulüm ve katliamlara ilişkin son durum nedir?

Yardımeli Derneği 2008 yılından itibaren Bangladeşte, Arakanlı mazlumların kaldığı kamplarda insani yardım faaliyetlerini yürütüyor. Genel Merkezden ben ve Ankara Şubemizden Şube Başkanımız Dr. Mehmet Sılay ve Şube Bşk Yrd. Şükrü Can ile birlikte Bangladeş’te Arakan kamplarını ziyaret ederek bizzat mazlumlarla görüşme imkanımız oldu. Bangladeş'te şu anda 14 tane Arakanlı mazlumların kaldığı kamp var. Ayrıca kamp dışında olan Arakanlılar da var. Bu zulüm sadece 2017 Ağustosunda olmadı. 2012 yılında 1982 yılında ve bu aralarda Myanmar rejimi tarafından ara ara katliamlar olmuş. Özellikle 2012 ve 2017 Ağustos ayında ise tamamen köyleri her şeyiyle yakmaları, çocuk, yaşlı, hasta kadın demeden tamamen katletmeleri, hatta eşyalarını bile alamazken ülkeyi bile terk etmelerine müsaade etmemişler. Kaçış yolunda bile çocukları, kadınları katletmişler maalesef. Belki de insanlık tarihinin en vahşi katliamlarını Myanmar’da Rohingyalı Müslümanlara reva görmüşler. Kamplarda özellikle kaldıkları yerde aileleri ziyaret ettik. Onların kendi ağızlarından direk dinleyelim istedik. Her bir ailenin, her bir kişinin kendi dramı ayrı ayrı. Kimisinin tüm aile fertlerini katlederek şehit etmişler, kiminin çocuklarını, kiminin babasını, annesini, yakınlarını katliamda, yollarda kaybetmişler. Hepsi istisnasız evlerinden hiçbir eşyalarını alamadan evlerini, köylerini yanarken terk etmek zorunda kalmışlar. Türkiye’nin öncülüğünde BM'den katliamla ilgili karar çıkarıldığı halde zalim Myanmar hükümeti ara ara işkence ve zulümlerini devam ettiriyorlar. Rohingyada bir tek müslüman kalmayıncaya kadar katletmeye ve sürgün etmeye devam etmek istiyorlar. Onların tüm çabası bir tane müslümanın Myanmarda kalmamasını sağlamak...
 


 

Ajanslardan yansıyan bir haber vardı. Bangladeş ve Myanmar hükümetleri anlaştı, mülteciler geri dönecekler şeklinde. Böyle bir durum var mı?

Bu aralar BM, Bangladeş ve Myanmar hükümetleri arasında görüşmeler devam ediyor. Fakat somut bir gelişme yok. Rohingyalı Arakanlı müslümanların Myanmara can güvenliğini sağlamadan göndermek zaten ayrıca tamamen katledilmelerini seytemek olur. Bunu da Bu mazlumlar kabul etmeyeceklerdir.
 


 

Neden Müslümanlara bu zulmü yapıyorlar? Suçları nedir? Bir isyan ve başkaldırı mı var?

Düşünün bir ülkede, bir dine mensup olanlar evlilik izni verilirse evlenebiliyorlar, çocuk yapmak izne tabi, köyünden çıkmak istiyorsun izne tabi, fotoğraf çekilmek bile izne tabi. Kimlik kartı yok, vatandaşlık yok. İşyeri açma yok. Bir budistle 0 (sıfır) sermaye koymadan %51'ne ortak yaparak ancak ticaret yapabiliyorsun. Onun da hiçbir garantisi yok. Hayat sanki yaşayan ölüler gibi....  Bu insanların tek suçu var. O da MÜSLÜMAN OLDUKLARINI İFADE etmeleri. Dinlerinden vaz geçmediklerini söylemeleri. Başka bir suçları yok bu mazlumların. Bunların talebi sadece insanca yaşama hakkı talepleri. Bu kadar zulüm, baskı ve sindirmede nasıl başkaldırabilecekler...  Diyelim ki başkaldırdılar, isyan ettiler, terör eylemleri yaptılar... Bunlar da yok kesinlikle.. Fakat savaşın da bir ahlakı, bir kuralı var. Bunlarda hiçbir hak kukuk, sınır, kural yok maalesef. Müslüman mısın, onun canlısı mısın, onun eşyası mısın. o zaman yok olmaya, yakılmaya, ölüme ve işkenceye tabisin mantığı... nasıl bir gözü dönmüşlük ki bu kadar esfelisafilin olabilmişler insanın hafsalası almıyor...Dünyanın 5'li resmi çeteleri ise maalesef seyirci ve arkadan katliamı destekliyorlar herhalde... Myanmar zalimlerine ne yaptırımlar aldılar? Hangi cezaları uyguluyorlar?
 


 

Miammar kapalı bir kutu bizim için. Bangladeş’e gelen Müslümanların Arakan’da yaşamları nasılmış, neler yapıyorlarmış? Rahat ve düzenli bir yaşamları mevcut mudur?

Myanmar'a geçmek normalde imkansız gözüküyor. Zaten basını içeri almıyorlar. Dışarı çıkan görüntüler de tamamen sıradışı çekimler. Arakanda insan yerine konmuyorlar. Orada iken ölmemişler. Ama ölümden daha da beter olmuşlar. Açık zindan tamamen. En azından bir şekilde evleri ve tarlaları varsa orayı değerlendirebiliyorlarmış. Kamuda çalışma imkanı yok. İş yeri açmak %51 Budist ortakla ve sermaye koymadan ancak açabiliyorlar. Evlerine bir oda yapacak olsalar rejim izin vermeden yapamıyorlar..... Zulmün böyle kısmı işliyor...
 


 

Yardımeli Derneğinin Bangladeş’te ve Arakan Mülteci kamplarında yaptığı faaliyetler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Yardımeli 2008 yılından bu tarafa Bangladeş’te kamplarda çalışmalarına devam ediyor. Bunu bir sorumluluk ve görev biliyor. Yardımeli Bangladeş Ofisi, tescil işlemlerini tamamlamış, yasal bir dernek olarak faaliyetlerine devam etmektedir. Tam zamanlı yerel 2 personele, Türkiye’den giden yurt dışı koordinatörler zaman zaman eşlik etmektedirler. Kamplarda durumlar içler acısı. Bizler yardımlarımızı ve desteklerimizi ulaştırmaya çalışıyoruz. Ama yeterli değil ve çözüm de değil. Bu insanların vatanlarına dönmeleri ve kendi vatanlarını yaşamlarını sürdürmeleri gerekiyor. Kamplarda yaşayanların hiçbir şeyleri yok. Yiyecek, kıyafet, ev eşyası vb. İşleri ve ticaretleri de yok. Ancak gelen yardımlardan faydalanarak ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyorlar. Kamplarda acil gıda paketleri, sağlık taramaları, kardeş aile destekleri, mescit inşası, Wc ve banyo kabinleri, su kuyuları, adak-şükür kurbanların dağıtımı, sıcak yemek ikramı, temizlik maddeleri paketi, eğitim desteği, yetimlerin desteklenmesi çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor.
 


 

Kamplarda öncelik ihtiyaçlar nedir? Bir sıralama yapabilir misiniz?

Sıralama yapmak o kadar zor ki. Her şey ihtiyaç, zira hiçbir şey yok. Çöp dahi yok. Ama insanların yaşaması için başta gıdaya ihtiyaçları var. Acil gıda paketlerimizi her gün ulaştırmaya çalışıyoruz. Sağlık önemli bir sorun. Yeterli beslenememekten ve hijyen olmayan ortamların bulunması salgın hastalıklara sebep olabiliyor. Temiz su büyük bir ihtiyaç. Kanalizasyon ve alt yapı olmadığından, kullandıklara sulara pis sular karışabiliyor. Göl ve su birikintisi olan çukurlardaki suları herkes oradan kullanmak zorunda. İçme suyu, çamaşır, yemek, banyo için herkes aynı sudan faydalanıyor maalesef. Su kuyuları işte bu yüzden, temiz suya ulaşma noktasında önem arz ediyor. İnsanların kişisel temizliklerini yapabilecekleri banyo ve WC ortamları yok. Bulundukları barakada veya çalı çırpı ile örtülen bir yerde bu ihtiyaçlarını gidermek zorunda kalıyorlar. Kamplarda mescitlerin yanında inşa ettiğimiz WC ve Banyo kabinleri ile sıkıntılarını gidermeye çalışıyoruz. Mescitler hem ibadet için, hem eğitim için, hem toplantı mekanı için, hem idare merkezi için kullanabilecekleri, çok amaçlı bir tesis konumunda faydalanmaktadırlar.


 

Kamplardaki durumu gördükçe şu ayet hiç hatırımdan çıkmıyor: "Ne kadar az şükrediyorsunuz?”. Allah bizi layıkıyla şükredebilenlerden ve sorumluluk bilinciyle hareket edebilenlerden eylesin inşallah.

Paylaş: