Yardımeli Derneği

Yürek Coğrafyası - Kuzay Irak

Yürek Coğrafyası - Kuzay Irak

Yürek Coğrafyası - Kuzay Irak

Havalar çok soğuk, Suriyeli kardeşlerimiz çadırlarda, sobasız evlerde, yarı aç yarı tok bir hayat mücadelesi içerisindeler. Bu acı savaş bütün Suriyeli komşularımızı imamesi kopmuş tesbih tanesi gibi her bir yana savurmuş

Yükümüz insanî yardım

Havalar çok soğuk, Suriyeli kardeşlerimiz çadırlarda, sobasız evlerde, yarı aç yarı tok bir hayat mücadelesi içerisindeler. Bu acı savaş bütün Suriyeli komşularımızı imamesi kopmuş tesbih tanesi gibi her bir yana savurmuş. Biz de Türkiye olarak bize gelen 1 milyon civarında Suriyeli’ye her türlü yardımı yapmaya, onları ülkemizde misafir etmeye çalışıyoruz. Bizim ülkemiz gibi Suriyelilere kucak açan bir diğer ülke de Irak. Onlarda  350 bin civarında Suriyeli muhaciri misafir ediyor. Biz de Kuzey Irak’ta görüştüğümüz dostlarımız vesilesiyle Dhok’ta bulunan Domis mülteci kampında Suriyeli mültecilerin ihtiyaçlarının çok fazla olduğunu öğrendik, bizlerden Irak’ta yaşayan Suriyeli mülteciler için yardım eli uzatmamızı istediler. Bizler de yaptığımız kampanya vesilesiyle topladığımız gıda, kıyafet, battaniye, ısıtıcı vb acil insanî yardım malzemeleriyle Kuzey Irak’a doğru yola koyulduk.

Cizre ve Silopi’de yol arkadaşımız Dicle nehri

Bir günlük yolculuğun ardından Mardin’e ulaşıyoruz, Mardin’de bir gece kaldıktan sonra 200 km uzaklıkta bulunan Habur Sınır Kapısına doğru ilerliyoruz. Cizre den sonra Dicle nehrinin üzerinden geçiyoruz.  Dicle, bölgenin nefes alan soluğu, yol boyunca bize arkadaşlık ediyor. Türkiye’nin en son sınırı Silopi’ye ulaşıyoruz, bundan sonra stabilize yola girdiğimizi söylüyor kaptan. Silopi sınır ticaretinden çokça istifade ediyor, sınırda bile Silopi plaka olanlara öncülük tanınıyor.

1 km sonrasında Habur Sınır Kapısındayız, uzun tır kuyrukları var, işlemler için müdürle görüşüyoruz. Türkiye’den, Kuzey Irak’ta bulunan Suriyeli mültecilerin kaldığı Domis mülteci kampına insanî yardım malzemesi götürdüğümüzü söylüyoruz. Müdür bey tırımızın geçiş ücretini de vererek, yardımcısına kapıya kadar bize refakat etmesini söylüyor. Türk tarafının Habur Sınır Kapısından geçişimizde her türlü kolaylık sağlanıyor.

İki ülke sınırlarını çizen Habur çayı

Türkiye-Irak arasını çizen Habur çayının ayırdığı sınır kapısından Irak tarafına geçiyoruz. Kuzey Irak tarafındaki sınır kapısına İbrahim Halil diyorlar, orda da işlemler için yetkililerle görüşüyoruz. Kuzey Irak tarafında dostumuz olan Şaban Bey’in de vesilesiyle 3 saat içerisinde işlemleri bitiriyoruz. İşlemler esnasında insanların birbiriyle olan konuşmalarına dikkat ediyorum, birbirlerine “seyda” diye hitap ediyorlar. Bizim “bey” diye hitap ettiğimiz kişilere, onlar “seyda” diye hitap ediyorlar. Evraklar, Arapça yazılıyor, bizim Osmalı’da Türkçe konuşup Arapça yazdığımız gibi onlar da Kürtçe konuşup Arap alfabesini kullanıyorlar. Akşam yemeğini yiyip ve akşam namazını da kılarak gecenin ışıkları ve tır kuyrukları içerisinden geçerek dostumuz Şaban Bey’in sahibi olduğu Firdevs petrole ulaşıyoruz. Firdevs petrol bir pansiyon ve misafirhane gibi çalışıyor; yatakhane, yemekhane, sıcak su, market her imkân var. Şaban Bey bizi çok sıcak karşılıyor, geceyi burada geçiriyoruz.

Zaho’da bir Cuma tatil günü

Ertesi gün Cuma sabah erkenden kalkıp Zaho’ya doğru yola çıkıyoruz, 15 dakika içerisinde şehre ulaşıyoruz. Mazot fiyatları ucuz olduğu için taksiler minibüs gibi çalışıyor. Zaho, Kuzey Irak’ta ilk yerleşim yeri, 100 bin nüfuslu olan büyük bir şehir. Şehri, Habur  çayı ikiye ayırıyor, tıpkı İstanbul boğazı gibi. Cuma namazına iki saatlik bir zaman var, çarşıyı dolaşıyoruz, kadınlar pazarı dedikleri Mısır Çarşısı gibi sokakları birbirine açılan tek katlı, en fazla iki katlı mütevazı dükkânlar. Cuma tatili olduğundan, dükkânların bir kısmı kapalı. Çarşıda her türlü giyim, gıda, elektronik eşya mevcut, halkın alım gücü iyi, esnaf memnun, çarşı hareketli özellikle elektronik malzemelerin ucuz olduğunu görüyoruz. Tekstil, gıda vb birçok malzemenin Türkiye’den gittiğini öğreniyoruz. Cuma namazı için şehrin iki yakasının birleştiği Habur çayı kenarındaki bir camiye gidiyoruz. Hoca, vaazı Kürtçe veriyor. Zaho’nun her yerinde Kürtçe konuşuluyor, televizyonlarda Kürtçe yayın yapılıyor. Tatil olduğu için cami ve avlusu tıka basa doldu, genciyle, yaşlısıyla bayram havasında geçiyor. Hoca, hutbede Saddam’ın zulmünün yanına kalmadığı gibi hiçbir zalimin zulmünün de karşılıksız kalmayacağını söylüyor. Halk, Sünni olduğu için namazın kılınışı bizdekinden hiçbir farkı yok. Sonra camiden ayrılıyoruz. “Bir de şehrin diğer yakasını gezelim” diyoruz. Yorulana kadar dolaştıktan sonra, yine bir taksiyle Firdevs petrole geri dönüyoruz. Akşam dernek başkanımız Dr. Sadık Danışman,  Derneğimizin Ankara Şubesi Başkanı Dr. Mehmet Sılay ve Özgür İğin abimiz de ekibimize dâhil oluyor.

İki ülke arası çok sıcak ilişkiler

Akşam yemeğine Zaho Kaymakamı İbrahim Halil Bey’in de katılımıyla sohbet koyulaşıyor. İbrahim Halil Bey çok mütevazı birisi, her konuştuğuna çok dikkat eden mütebessim çehresiyle sıcak bir kişiliğe sahip. Türkiye-Kuzey Irak arasında gittikçe iyileşen ilişkileri konuşuyoruz. Hâlihazırda devam eden ticarî ilişkilerin daha da artacağını ifade ediyor. Bölgede çok fazla sanayileşme ve üretim olmadığından, mevcut ihtiyaçların Türkiye tarafından temin edildiğini söylüyor. Özellikle Kuzey Irak Bölgesi, Irak petrollerinin yüzde 17’sini kullanabildiğini ve bunun Türkiye’ye ihraç edilmesi gerektiğini söylüyor. Ayrıca şu an bir tane olan sınır kapısı sayısının artırılması gerektiğini söylüyor. Hep birlikte yediğimiz yöresel yemeklerden oluşan akşam yemeğinde, ertesi gün yardımları Suriye mülteci kampına nasıl ulaştıracağımızın da programını yapıyoruz. Kaymakam Bey’in de bizzat iştirak edeceğinin de bilgisini alıyoruz. Cumartesi sabahı saat 08 00’de yola çıkıyoruz. Zaho Dağı’ndan geçiyoruz, çok dik bir dağ yolu, bizim Bolu Dağı yolu gibi çok tehlikeli bir yol. Yanımızda yerel halktan bir abimiz de bize refakat ediyor. Refakatçimiz geçtiğimiz yıl bu yolda yaşanan elim bir kazayı anlatıyor. Tırın biri aşağı inerken freni patlıyor ve tır alev topuna dönüyor, kendisi de yardıma gelenlerden. “Ortalık can pazarına döndü” diyor. 13 araç zincirleme birbirine çarpıyor ve çoğu yanıyor. 12 kişi hayatını kaybediyor. Olaydan sonra Kuzey Irak yetkilileri, Türk firmalarıyla yaptıkları anlaşmayla Bolu Tüneli benzeri bir tünel yapım çalışması başlıyor. Elim olayın etkisiyle yola devam ediyoruz. Zaho Dhok arası 60 km, yollar duble ancak birçok yeri tadilatta. 1 saatlik bir yolculuktan sonra Domis mülteci kampına ulaşıyoruz.

Ağırlıklı olara çocuk ve kadınlardan oluşan 55 000 kişilik Domis mülteci kampı

Kampta coşkulu bir kalabalıkla karşılaşıyoruz, kamp yetkilileriyle görüşüyoruz, yetkililerden kamp hakkında bilgi alıyoruz.Yetkili: “Kamp 1500 dönüm arazi üzerine kurulmuş olup kampta Suriye’nin değişik şehirlerinden iç savaş dolayısıyla hicret etmiş Suriyeli muhacirler barınmaktadır. Kampta kadın, çocuk, erkek toplam 55 bin kişi yaşıyor.”

Bölgesel Kürt Yönetimi, kampta kalanlara her ay gıda ve nakdî yardım yapmakta; su, elektrik ihtiyacını karşılamaktadır. Kampta, 7 okul, 2 sağlık birimi de bulunmaktadır. Heyetimizle beraber yardımları kamp yetkililerine teslim ettik ve kampı ziyaret ederek muhacirlerle sohbet etme fırsatı bulduk. İkiz çocuğu olan bir aileye misafir olduk, annenin heyecanlı, hayat dolu konuşması, çocukların vermiş olduğu umut olsa gerek diye düşündük. Kendi ülkeleri olmasa da, her an ölüm korkusuyla yaşamaktansa şu anki mevcut hallerine şükrediyorlar. Kıt imkânlarıyla bizlere çay, kahve ikram etmek için çadırlarına davet ediyorlar. Mülteciliğin ne demek olduğunu yerinde görüyoruz. Çamaşır makinesi, buzdolabı, mutfak tezgâhı olmayan, kimsenin özel bir imkân alan hakkı bulunmayan 1 ya da 2 göz çadırlarda yaşayan, Suriye’de bitecek savaşı televizyon ve radyoları başında bekleyen muhacir bir hayat, yürekten yapılan dualar. Bu duygularla kamptan ayrılıyoruz, belki de bir daha görüşmemek üzere.

Hüzünlü hikâyesiyle Pira Delal Köprüsü

Heyetimizle birlikte akşama doğru Zaho’ya geri dönüyoruz. Yemek ve namazdan sonra Zaho’da küçük bir gezinti yapıyoruz. Habur çayının üzerinde bulunan Delal Köprüsünde hatıra fotoğrafı çekiniyoruz ve köprünün hikâyesini Şaban Bey’den dinliyoruz. Köprü Abbasiler devrinde Zaxo Miri Gurkil'in yanına sığınan Xano, Mir Gurkil'e "Ben senin için Cizre Botan köprüsü gibi bir köprü yapacağım" der. Gurkil bu öneriyi büyük bir sevinçle kabul eder. Xano köprünün yapımına başlamak için Zaxo'daki Kere Dağı’na giderek, burada köprü için taş keser. Hangi taşı nereye koyacağını hesap ederek taşları bir bir sayar. İşçiler kesilen taşları köprü için Xano'ya getirir.

Bir gece Zaxo Kilisesi'nin bir papazı Xano'nun kestiği taşlardan birisini çalar. Xano köprüyü tamamlamak üzereyken kestiği taşlardan birinin eksik olduğunu fark eder. Mir'den, bu taşın bulunması için fermana çıkarmasını ister. Mir, askerlerinden şehrin her tarafını aramasını ister. Ev aramaları sırasında taş, papazın evinde bulunur. Tutuklanan papazın cezalandırılması için Xano'ya söz hakkı verilir. Xano, kurban olarak papazın güzel kızının başını kestirir. Kızın ismi Delal olduğu için, o günden bu yana köprünün ismi "Pira Delal" olarak günümüze kadar gelmiş.

Bu ziyareti de bitirdikten sonra Firdevs petrole geri döndük. Hazırlıklarımızı yaparak ev sahibimiz Şaban Bey’e bize göstermiş olduğu ilgiden ve yardımları selametle yerlerine ulaştırmamıza vesile olmasından dolayı teşekkür ettik. 

Dostlarımızla vedalaşarak tekrar Habur Sınır Kapısından ülkemize döndük. Gerçekten çok verimli, bir o kadar da anlamlı bir yardım ziyaretini böylece gerçekleştirmiş olduk.

Paylaş: